İçimden geldiği gibi yazmak istiyorum bu gece Kafiyeye, süsülü kelimelere yol verdim Sadece kalbimi dinliyorum... İçimden geldiği gibi diziyorum kelimeleri Bir anlam ifade etmeleri gerekmiyor Ne beni anlatmak zorundalar ...
Yamalı bir geceydi yalnızlığım Siyah beyazın alacasında griye çalıyordu umutlarım Paslı bir makasla kesiyordum umutlarımı Aşınmış hayallerime yama yapıyordum sonra... Yağmur yağıyordu Gece ağlıyordu kana kana toprağa Bense güneşi özlüyordum Sabahlara...
İki satır karaladım aşk diyeSonra buruşturdum kelimeleri...Aşkımı ilmek ilmek işledim gözlerimeAnlaman için bakman yeterli...
Issızdı sokaklar. O ise bu ıssızlığa ve karanlığın gölgelediği, yutarcasına ayaklarının altında aşındırdığı kaldırımlara bakmadan yürüyordu. Yürümek de denmezdi buna aslında, adımları birbirini takipte soluk...
Sevda'nın iklimi nedir acaba? Sıcak çöl ikliminde mi açar; kutupların soğuğunda mı yaşar? Hangi mevsimi sever? Yediveren midir gül gibi; her dem ayrı bir güzellikte...
Ah eski günler...Ah çocukluğum...Çamurlara bata çıka oynardık. Ama hiç kirlenmezdi yüreğimiz. Kaynardı kara kazanlarda kirlilerimiz; sonra yüreğimiz gibi tertemiz olurdu. Sabun kokardı. Sabun kokardı çocukluğumuz...Dokuz...